<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/"
     xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
<channel>
<title>Kabe Canlı Yayın &amp; Kesintisiz Mekke Canlı İzle HD &amp; Kategori: Makaleler</title>
<link>https://kabe.com.tr/rss/category/Makaleler</link>
<description>Kabe Canlı Yayın &amp; Kesintisiz Mekke Canlı İzle HD &amp; Makaleler</description>
<dc:language>tr</dc:language>
<dc:rights></dc:rights>

<item>
<title>Hayata Dair &amp; Huzura Durup Gerçek Huzuru Bulmak</title>
<link>https://kabe.com.tr/hayata-dair-huzura-durup-gercek-huzuru-bulmak</link>
<guid>https://kabe.com.tr/hayata-dair-huzura-durup-gercek-huzuru-bulmak</guid>
<description><![CDATA[ Kimimiz işe, kimimiz okula yetişme telaşında kimimiz de haneyi çekip çevirmenin… Evden çıktığımız ve eve geri geldiğimiz saatler değişmese de duygularımız inişli çıkışlı merdivenler gibi farklı yerlere götürebiliyor bizleri.

Yolculuktayız. Bir hayat yolculuğunda. Yol ilerledikçe bazen beden yorgun düşüyor bazen de ruhumuz. Dünya meşgalesi içinde kendimizi kaybedebiliyoruz. Her yere, herkese yetişelim derken kendimizi unutabiliyoruz. Sonra bir ses yükseliyor minarelerden; “Gel biraz dinlen, Allah’la buluş ve kendini bul!” diyor adeta. Bir kapı açılıyor sanki önümüze günde beş vakit. O kapıdan girip bir sığınağa ulaşıyoruz sanki. Ruhumuz sükûnet buluyor. O anda yeniden kendimize geliyor, özümüzü buluyoruz.

Namaz…Yaratılış gayesini hatırlayıştır. Bir boşlukta olmayıştır. Rükuya varış secdeyle yakarıştır. Hayatın her anına bu ruhu taşımak için gayretli bir duruştur. “Muhakkak ki namaz, hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar.” (Ankebut 29/45) ayetinin gereğince davranıştır. Alemin özü o ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202510/image_750x_68f616ac62f5b.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 14:02:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Hayata, Dair, Huzura, Durup, Gerçek, Huzuru, Bulmak</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Zikir: Kalbin Sessiz Duası</title>
<link>https://kabe.com.tr/zikir-kalbin-sessiz-duasi</link>
<guid>https://kabe.com.tr/zikir-kalbin-sessiz-duasi</guid>
<description><![CDATA[ Dillerin sustuğu, sözlerin anlamını yitirdiği o derin boşlukta, sadece zikir kalır geriye. Kelimelerin ötesinde, insanın Rabbiyle konuştuğu o ince çizgide, her “Allah” deyişi, ruhun karanlıklarına düşen bir kandil mesabesindedir.

Zikir... Bir hatırlayış, bir kavuşma, bir iç çekiştir. Kimi zaman bir fısıltı, kimi zaman içe doğru haykırış… Sanki kalbin içinde çırpınan kuşun, göğe doğru kanatlanma çabasıdır. Her nefeste tekrar eden o kudretli isim, gönlün en ıssız köşesini an be an aydınlatır. Çünkü insan unutur; sevdiklerini, yaşadıklarını, sözlerini, hatta kendini...

Kalabalıklar içinde yalnız hisseder bazen insan kendini. Günler geçer, telaşlar artar, gönül yorulur. Ne konuşmalar çare olur ne de suskunluk… İçte bir boşluk büyür, adı konmayan bir eksiklik. İşte tam da böyle anlarda, insanın ruhu bir ses arar. Ve o ses, zikirle gelir, huzurla dolar kalbin derinliklerinde.

Zikir, ruhun susuz topraklarına yağan rahmettir. Dil, kalp ve bedenle olur.

Dil ile zikir, Allah’ı anmak, ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202510/image_750x_68f616ace1664.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 20 Oct 2025 14:02:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Zikir:, Kalbin, Sessiz, Duası</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sevdiklerinden İnfak Etmek</title>
<link>https://kabe.com.tr/sevdiklerinden-infak-etmek</link>
<guid>https://kabe.com.tr/sevdiklerinden-infak-etmek</guid>
<description><![CDATA[ En sevdiği hurmalığı da Mescid-i Nebevi’nin karşısındaki “Beyraha” denilen hurma bahçesi idi. Resulullah (sas) zaman zaman o bahçeye girer ve içindeki tatlı sudan içerdi. Enes (ra) diyor ki: “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz.” (Ali İmran, 3/92) ayeti nazil olunca, Ebu Talha, Resulullah’ın huzuruna çıkarak: “Ya Resulallah, Allah, “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz.” buyuruyor. Benim en sevdiğim malım ise Beyraha bahçesidir. Onu, Allah rızası için sadaka olarak vermek istiyorum. Allah katında onun benim için hayır olmasını ve ahiret azığı olmasını diliyorum. Onu Allah’ın sana göstereceği şekilde kullan dedi.” Bunun üzerine Resulullah : “Dur bakalım. Bu çok kıymetli ve çok kar getirici bir maldır. Ben senin dediklerini işittim; fakat senin onu yakınlarına tahsis etmeni daha uygun görürüm” dedi. Ebu Talha da: “Peki, öyle yapayım ya Resulallah” dedi ve hurmalığını akrabaları ve amca çocukları arasında taksim  ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202510/image_750x_68ec16d4576aa.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Mon, 13 Oct 2025 00:00:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Sevdiklerinden, İnfak, Etmek</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Cami ve Cemaat Olma Sorumluluğu</title>
<link>https://kabe.com.tr/cami-ve-cemaat-olma-sorumlulugu</link>
<guid>https://kabe.com.tr/cami-ve-cemaat-olma-sorumlulugu</guid>
<description><![CDATA[ Asr-ı saadetten günümüze camiler önemini hiç kaybetmemiştir. “Biz Müslümanlar olarak ne kadar değerlendirebiliyoruz?” sorusunun cevabı ayrı bir konudur. Mescitler ve camiler bizi besleyen temel mekanlarımızdır.

Camilerin en temel konularından birisi camiye gelen cemaatlerdir. Asr-ı saadet örneğinden biliriz ki camiler, toplumun her kesimine kucak açan, usulüne uygun kimseden izin alınmadan girilebilecek tek mekan olma özelliği taşımaktadır. Camilere cemaat olma sorumluluğu sadece fazla sevap elde etmek için değildir. İbadetlerin yerine getirilmesinde Peygamber Efendimiz (sas)‘in uygulamaları, tavsiye ve emirleri bizim için öncelikli bir konudur. Yerine getirdiğimiz bir ibadet veya davranışın şüphesiz birden fazla kazanımları vardır.

Cemaat Olmanın Kazanımları

Mescitler ve camiler tevhidin en temel göstergesidir. Toplumdaki isim ve ünvan farklılığına rağmen mescit ve camide herkes bir ve eşittir.

Dini bilgilerin ve pratiklerin ilk öğrenildiği mekanlar mescitler ve camilerdir ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202510/image_750x_68e949a48869b.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 21:00:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Cami, Cemaat, Olma, Sorumluluğu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bir Haftalık Hatırlayış: Camiler ve Din Görevlileri Haftası</title>
<link>https://kabe.com.tr/bir-haftalik-hatirlayis-camiler-ve-din-goerevlileri-haftasi</link>
<guid>https://kabe.com.tr/bir-haftalik-hatirlayis-camiler-ve-din-goerevlileri-haftasi</guid>
<description><![CDATA[ 1–7 Ekim tarihleri arasında kutlanan Camiler ve Din Görevlileri Haftası, bir kez daha sessiz bir takvim yaprağı gibi hayatımızdan geçti. Pek çoğumuz mahallesindeki camiye ya da Kur’an Kursuna uğrayıp, yıllardır aynı mihrapta aynı kursta mesai mefhumu gözetmeden hizmet eden din gönüllüsü arkadaşımıza &quot;Haftanız hayırlı olsun&quot; bile demeden bir haftayı daha geride bıraktık. Oysa bu haftanın amacı, camilerin taş mimarisinden ziyade toplumun manevi mimarisini inşa eden gönül insanlarını hatırlatmaktı.

Camiler, tarih boyunca Müslüman toplumların hem ruh merkezleri hem de toplumsal dayanışmanın en güzel şekilde yaşandığı mekanlar olmuştur. Tarihsel sürece baktığımızda İslam medeniyetinde cami, sadece ibadet mekanı değil aynı zamanda siyasi, sosyal, kültürel ve eğitim merkezi olmuştur.

Türklerin İslamiyet’i kabul etmeleriyle birlikte cami, devlet düzeninin ve toplumsal birliğin temel taşı haline gelmiştir. Camiler medreselerle iç içe bir yapıya sahiptir. İmam hatipler, sadece namaz kıldır ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202510/image_750x_68e64434e7158.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 14:00:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Bir, Haftalık, Hatırlayış:, Camiler, Din, Görevlileri, Haftası</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Üç Mürşit: Hz. Peygamber, Cami ve Namaz</title>
<link>https://kabe.com.tr/uc-mursit-hz-peygamber-cami-ve-namaz</link>
<guid>https://kabe.com.tr/uc-mursit-hz-peygamber-cami-ve-namaz</guid>
<description><![CDATA[ Bireylerin yetişmesi ve manevi bakımdan tekamüle ulaşması, dolayısıyla da bireylerin oluşturduğu toplumların huzura ermesi noktasında, üç rehberin hayati derecede önem arz ettiği hususu, İslam tarihinden tevarüs eden hakikatlerden anlaşılmaktadır. Bu noktada; kimsenin kimseye zulmetmemesi gerektiğini salık veren, haset, kin, öfke, dedikodu, yalan gibi davranışlardan uzak durulmasını bireyin ve toplumun huzuru için son derece hayati gören, ayrıca iyilik yapmayı, insanların yararının gözetilmesini, diğerkâmlığı, güvenilir olmayı, saygı duymayı, sevgi göstermeyi, tebessüm etmeyi bireysel ve toplumsal tekâmül için vazgeçilmez gören, bu davranış biçimlerinin topluma hâkim olması için de ömrü boyunca mücadele eden “Hz. Muhammed” (sas), bu noktada en hakiki mürşit, en önemli rehberdir.

İslam hüviyeti taşıyan birey ve toplumların hayatının merkezinde bulunması gereken “namaz” da Müslümanların tekamülünde önemli bir unsurdur. Kerim Kitabımız, namazın insanı her türlü kötü işlerden uzak tutac ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202510/image_750x_68e555257ebc3.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 21:00:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Üç, Mürşit:, Hz., Peygamber, Cami, Namaz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Kur’an’ın Kalbi Muhkem Ayetlerdir</title>
<link>https://kabe.com.tr/kuranin-kalbi-muhkem-ayetlerdir</link>
<guid>https://kabe.com.tr/kuranin-kalbi-muhkem-ayetlerdir</guid>
<description><![CDATA[ Hz. Muhammed’e (sas) gelen ilk vahiy, “Oku!” emriyle başlar, hemen ardından “Kalem”den söz edilir. Okumaktan maksat ise, sadece bir metni okumak değil; insanın hem kendini hem de kainatı okuyup, bir yaratıcının olduğu sonucuna ulaşmasıdır. Dolayısıyla bu iki kelime, okumak ve yazmak bize çok şey anlatır.

Kur’an, okundukça anlaşılır; anlaşıldıkça da hayatı aydınlatır. Çünkü anlaşılmayan bir sözün gönülde karşılığı yoktur. Kur’an’ın çoğu ayetleri, okuyan herkes tarafından anlaşılabilir. Bazı bölümler vardır ki sadece belli birikimi olanlar anlayabilir. Bu durum sadece Kur’an’la ilgili değil, her kitap için geçerlidir. İşte bu nedenle Yüce Allah, kullarını ortak bir anlamda buluşturmak ister.

Kur’an bu hakikati şöyle ifade eder:

“Sana kitabı indiren O’dur. Onun (Kur’an) bir kısım ayetleri muhkemdir, ki bunlar kitabın esasıdır, diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde sapma meyli bulunanlar, fitne çıkarmak ve onu (kişisel arzularına göre) tevil etmek için ondaki müteşabihlerin peşi ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202510/image_750x_68e4f2b687ceb.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 07 Oct 2025 14:00:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Kur’an’ın, Kalbi, Muhkem, Ayetlerdir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sömürü Aracı Olarak Faiz</title>
<link>https://kabe.com.tr/soemuru-araci-olarak-faiz</link>
<guid>https://kabe.com.tr/soemuru-araci-olarak-faiz</guid>
<description><![CDATA[ Yine habere göre bu para kamu hizmetinde kullanılmış olsaydı 5 İstanbul havalimanı, 22 Çanakkale köprüsü, 47 Avrasya tüneli, 700 TÜRKSAT 6A uydusu, 2 bin Millet kütüphanesi, 52 bin SİHA ve 2 milyon konut yapılabilirmiş. Bu listeyi gören birisi faizin dini hükmüne hiç bakmadan akılla bile faizin ne kadar kötü bir şey olduğunu ve sömürüye yol açtığını anlayabilir. Tarihe baktığımızda faizin ne kadar büyük bir sömürü aracı olduğunu görebiliriz. Özellikle Roma imparatorluğunu çöküşe götüren sebepler arasında borçlanma ve faiz önemli bir unsur olarak yer almıştır. Faiz yüzünden hürriyetini kaybeden binlerce insan örneği bile faizin kötülüğünü tek başına anlatmaya yeter.

Konvansiyonel iktisadın iddiasına göre faiz toplumda dağınık halde bulunan tasarrufları bir araya getirmekte önemli bir role sahiptir. Bu noktada bankacılık sistemi kilit konumdadır. Bankalar fon sahipleriyle fon talep edenler arasında aracılık görevi yapar. Elinde fon bulunanlardan faiz karşılığı toplayıp bunları fona ih ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202510/image_750x_68df57a0a14f1.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 03 Oct 2025 07:57:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Sömürü, Aracı, Olarak, Faiz</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Hoca!</title>
<link>https://kabe.com.tr/hoca</link>
<guid>https://kabe.com.tr/hoca</guid>
<description><![CDATA[ Bilindiği üzere “Hoca” namıyla anılan birden fazla kesim bulunmaktadır. Bu çerçevede, öğretmene de öğretim üyesine de antrenöre de hatta yönetmene de “Hoca” ya da “Hocam” diye hitap edilir. Ancak “Hoca” denildiğinde toplumumuzun hafızasında ilk akla gelen aktör; cami ve/veya din görevlisi hocalarımızdır. Böylesi bir mutlak kullanımda, bu toprakların her bir ferdi, köyünde ya da mahallesindeki caminin veya Kur’an kursunun hocasını hatırlar evvelemirde.

“Hoca” denildiğinde, ülkemizin en merkezi konumundan en ücra sayılabilecek noktasına kadar hemen her mahalde ve mevzide, hangi kesimden olursa olsun, hangi şartlara sahip bulunursa bulunsun, hangi düşünceyi taşıyor olursa olsun hemen herkesin zihninde beliren karakter; bir caminin mihrabında veya minberinde ya da kürsüsünde sarık ve cübbesiyle, asil duruşu ve vakur tavrıyla Din Görevlisi hocalarımızdır.

Din Görevlisi de sadece cami görevlisi olmakla tahdit edilmiş değildir. Kur’an Kursu Öğreticisi de Vaiz de Müftü de din görevlisidi ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202510/image_750x_68de69092b2ea.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 02 Oct 2025 14:59:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Hoca</media:keywords>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Oku&amp;quot; Emriyle Başlayan Yolculuk</title>
<link>https://kabe.com.tr/oku-emriyle-baslayan-yolculuk</link>
<guid>https://kabe.com.tr/oku-emriyle-baslayan-yolculuk</guid>
<description><![CDATA[ Yeni eğitim-öğretim döneminin başlamasıyla birlikte ülkemizin dört bir yanında çocuklarımız ve gençlerimiz okulların yolunu tuttu. Her yeni dönem toplumumuzun geleceğine dair umutlarını tazeler, ailelerin ve öğretmenlerin sorumluluklarını artırır. Zira eğitim, insan hayatında su ve ekmek kadar vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Maddi ihtiyaçlarını karşılamadan ayakta kalamayan insan manevi ve zihinsel ihtiyaçlarını da eğitimle giderir. Eğitim olmadan birey ne kendi potansiyelini gerçekleştirebilir ne de topluma faydalı bir konuma ulaşabilir.

İslam’ın Eğitime Verdiği Değer

İslam dini ilk günden itibaren eğitimi merkeze alan bir anlayış ortaya koymuştur. Kur’an-ı Kerim’in ilk inen ayeti “Oku!” (Alak, 96/1) olmuştur. Bu emir, bilgiye, öğrenmeye ve araştırmaya yönelişin dinî bir görev olduğunun en açık göstergesidir. Nitekim Yüce Rabbimiz Kur’an’da: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39/9) buyurarak ilmin değerini ortaya koymaktadır. Hz. Peygamber (s.a.s.) de “İlim talep etme ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202509/image_750x_68d520b5603b3.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 25 Sep 2025 14:00:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Oku, Emriyle, Başlayan, Yolculuk</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İstikamet: Kalbin Kıblesi</title>
<link>https://kabe.com.tr/istikamet-kalbin-kiblesi</link>
<guid>https://kabe.com.tr/istikamet-kalbin-kiblesi</guid>
<description><![CDATA[ Kalplerine hakiki imanı, Allah ve Resûlü’nün sevgisini ve muhabbetini yerleştirebilen, gönül Kabe’sindeki putları kırabilen iman ve istikamet sahibi, imanlarının gereği gibi yaşayabilen kullar samimi ve ihlaslı kullardır. Ancak böyle iman sahipleri, manevi lezzet duyabilir ve gönül huzurunu yakalayabilirler.

İnsanın yaratılış gayesi kulluktur, en önemli vazifesi ise Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak sonra da bu imanın gereği olarak dosdoğru yaşamaktır. İstikâmet; üzere bir yol yürüyebilmektir. İmanda sebat etmektir istikâmet. Cenabıhakk&#039;a itaat, Resûlüllah’a ittiba etmektir. Özü, sözü bir olmak, olduğu gibi görünmek ve göründüğü gibi olmaktır. Müslümanca bir duruş sergilemektir.

İnandığı gibi yaşamak, imanı hayata taşımaktır istikamet. Tam bir teslimiyetle Allah’a ibadet etmek, maddi ve manevi varlığını O’nun yoluna adamak, emirlerine uymak, yasaklarından kaçınmaktır istikamet. İman ettim diyebilmek dosdoğru yola çıkmak ve bu yoldan hiç sapmadan, savrulmadan cennetle, cemal ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202509/image_750x_68d520b4da647.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 25 Sep 2025 14:00:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>İstikamet:, Kalbin, Kıblesi</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Gönülleri Titreten Sevda: Hz. Muhammed Mustafa (sas)</title>
<link>https://kabe.com.tr/goenulleri-titreten-sevda-hz-muhammed-mustafa-sas</link>
<guid>https://kabe.com.tr/goenulleri-titreten-sevda-hz-muhammed-mustafa-sas</guid>
<description><![CDATA[ İnsanlık tarihine baktığımızda iz bırakan nice insanlar görürüz. Kimisi kılıcıyla, kimisi kalemiyle, kimi mülküyle, kimi de saltanatıyla iz bırakmıştır. Ama bir isim vardır ki, gönülleri titreten sevdasıyla çağları aşmıştır. O, doğumunun hicri 1500. yılını kutladığımız alemlere Rahmet Hz. Muhammed Mustafa (sas).

O’nunla yaşayanlar, O’nu öyle severdi ki bir tebessümüne dünyaları değişirlerdi. O’nunla bir kere oturmak, bir kez göz göze gelmek, bir defa sohbetinde bulunmak için nice mesafeler katederlerdi. O&#039;nun, evinden çıkmasını dört gözle bekler, bir yere oturduğunda da yanından ayrılmak istemezlerdi. O konuştuğunda başlarına kuş konmuş kadar dikkatli dinlerlerdi. Çünkü O’nun ağzından çıkan her kelime hayat verirdi. O’na karşı duydukları muhabbeti “Anam babam sana feda olsun!” sözüyle ifade ederler ve bu uğurda feda etmeyecekleri hiçbir şey olmadığını her defasında gösterirlerdi. Uhud Savaşı’nda Resulullah’a gelen oka elini uzatarak parmakları parçalanan ve seksenin üzerinde yara al ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202509/image_750x_68c4601c6f628.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Fri, 12 Sep 2025 21:02:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Gönülleri, Titreten, Sevda:, Hz., Muhammed, Mustafa, sas</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ailenin Geçimini Sağlamak</title>
<link>https://kabe.com.tr/ailenin-gecimini-saglamak</link>
<guid>https://kabe.com.tr/ailenin-gecimini-saglamak</guid>
<description><![CDATA[ Ebu Mesud el-Bedrî’den (ra) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurmuştur: “Bir insan Allah’ın rızasını umarak aile efradı için harcamada bulunursa bu, o kimse için bir sadakadır” (Buhari, İman, 41;Müslim, Zekat, 48).

Tarihin ilk dönemlerinden günümüze kadar toplumların yaşam biçimi ve kültürüne göre farklılıklar gösterse de genel itibari ile ailenin geçimi erkeklere ait olmuştur. Aile hayatı içerisindeki iş bölümünde ekonomik durumun da el vermesine göre erkekler, geçimin temini ile sorumlu tutulmuşlardır. İslam kültür ve geleneğinde de bu husus aynı şekilde devam etmiştir.

Bu durum kadının çalışmaması gerektiği veya ailenin geçim sorumluluğundan kadının sorumlu olmadığı sonucunu da doğurmaz. Günümüz yaşam biçiminde kadınlar da toplumun her alanında erkekler gibi çalışma hayatının bir parçası olmuşlardır. Bu durum, dinin ya da kültürün onlara yüklediği bir sorumluluktan ziyade değişen şartlar ile alakalı bir durumdur.

Kadınların eğitimlerini tamamlamaları, ald ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202509/image_750x_68c2ac2c2608c.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Thu, 11 Sep 2025 14:02:03 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Ailenin, Geçimini, Sağlamak</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Alemlere Rahmet Hz. Muhammed (sas)</title>
<link>https://kabe.com.tr/alemlere-rahmet-hz-muhammed-sas</link>
<guid>https://kabe.com.tr/alemlere-rahmet-hz-muhammed-sas</guid>
<description><![CDATA[ Bir gece… Sessiz, derin ve mahzun. Gökyüzü suskun, yeryüzü bekleyişte. Zaman, karanlıkla çevrili… Lakin o gece, karanlığın kalbine bir nur düştü. Sonsuzluğun rahmetle buluştuğu an işte o andı. O’nun gelişiyle başladı gerçek zaman. O’nun varlığıyla değişti kelimelerin anlamı, yüreklerin katılaşmış hali. Sessizliğin içinden gelen bu kutlu misafir, sadece bir beşer değil; affın, merhametin, ahlakın, adaletin adeta ete kemiğe bürünmüş haliydi.

O gece, gönüller bir başka çarptı. Varlık, derin bir nefes aldı. Gökyüzü secdeye vardı. Çünkü yeryüzü, bir Peygamber’in adımlarıyla şereflenmişti.

Dünyaya teşrif eden, insanlığın çöle dönmüş vicdanına yağan bir rahmet yağmuruydu. Kinle taşlaşmış kalpleri yumuşatan, cehaletin zincirlerini kıran bir nur. Yolu kaybolmuşlara rehber, sözü tükenmişlere söz, umudu sönmüşlere nefes idi.

O, Abdullah’ın yetimi, Amine’nin emaneti, Halilürrahman İbrahim (as)’ın duası ve müminlerin gözbebeğiydi.

&quot;Bir müjdeci, bir şahit, bir uyarıcı, Allah’ın izniyle k ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202509/image_750x_68b81ff060e40.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Wed, 03 Sep 2025 14:01:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Alemlere, Rahmet, Hz., Muhammed, sas</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Allah’a Muhtaç, Allah’tan Uzak</title>
<link>https://kabe.com.tr/allaha-muhtac-allahtan-uzak</link>
<guid>https://kabe.com.tr/allaha-muhtac-allahtan-uzak</guid>
<description><![CDATA[ Allah muhtaç değildir; fakat bütün varlık O’na muhtaçtır. Bu sebeple Allah kulunun peşinden gitmez, aksine kulunu kendi davetine çağırır. Kulun bu davete vereceği cevap, Allah’ın ona olan muamelesini belirler.

Peygamberimizin (sas) buyurduğu gibi;

“Yüce Allah buyuruyor ki: Kulum beni anarken ben onunla beraberim. O beni kendi başına anarsa, ben de onu kendim anarım. O beni bir topluluk içinde anarsa, ben onu daha hayırlı bir topluluk içinde anarım. O bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım. O bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak giderim.”

(Müslim, Zikir, 2)

Allah, kullarıyla doğrudan bağ kurmak ister; ne randevuya ihtiyaç duyar ne de aracıya. Zaman ve mekanla sınırlı değildir; her yerde ve her zamanda kullarını bekler. İşte bu sebeple, mülkünde hiçbir ortakçı bulunmadığını Kur’an’da defalarca vurgular ve ortak koşmayı en büyük günah olarak ilan eder.

“Kullarım sana beni sorduklarında bilsinler  ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202508/image_750x_68acd2597f398.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 00:15:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Allah’a, Muhtaç, Allah’tan, Uzak</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İhsan Bilinci/İnsan Bilici</title>
<link>https://kabe.com.tr/ihsan-bilinciinsan-bilici</link>
<guid>https://kabe.com.tr/ihsan-bilinciinsan-bilici</guid>
<description><![CDATA[ İnsan toplum içinde, toplumla iç içe yaşayan sosyal bir varlıktır. Alışverişten ticarete, arkadaşlıktan dostluğa, komşuluktan akrabalığa kadar uzanan her çeşit iş ve ilişkide; mahalleden beldeye, köyden şehire, gündüzden geceye her türlü zaman ve zeminde birbiriyle etkileşim halindedir. İletişim kurduğu kişilerle ya temeli sağlam ve samimi ilişkiler içerisindedir, ya da o ilişkiler temelsiz ve yüzeysel bir bağdan ibarettir.

Yapmış olduğu işler de aynı kurduğu ilişkilerle doğru orantılıdır. Ya ihsan bilinciyle hareket eder ki Allah&#039;ın hoşnutluğunu kazanmaya çalışır. Zira, “Her ne kadar, O’nu görmese de Allah onu görmektedir.” (Buhârî, “Tefsîr”, 31/2) Ya da insanlar bilsin diye iş tutar ki topluma gösterdiği yüzle takdir toplar. Zira ona göre, başkalarının onayından geçmek ve göze girmek, ancak filtrelenmiş işlerle gerçekleşir.

Kimileri “İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır.” (Buhârî, Mağâzî, 35.) ilkesinden yola çıkarak konumuna ve sorumluluklarına dört elle sarılır.  ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202508/image_750x_68acd25a04af1.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 00:15:05 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>İhsan, Bilinciİnsan, Bilici</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sınav Sonuçları ve Hayat Yolculuğu</title>
<link>https://kabe.com.tr/sinav-sonuclari-ve-hayat-yolculugu</link>
<guid>https://kabe.com.tr/sinav-sonuclari-ve-hayat-yolculugu</guid>
<description><![CDATA[ Ülkemizde milyonlarca genç kardeşimizin günlerce heyecanla beklediği Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçları açıklandı. Kimileri arzuladığı bölüme girebilmenin sevincini yaşarken kimileri hedeflerinden uzak kalmanın burukluğunu hissetti. Bu tablo bize sadece eğitimle ilgili bir gerçeğin yanında aynı zamanda hayatın bütününe dair derin bir hakikati de hatırlattı: Hayat bir sınavdan ibarettir.

Hayatın Asıl Sınavı

Kitabımız Kur’an-ı Kerim, insanın dünyadaki varoluşunu sık sık “imtihan” kavramı üzerinden açıklar: “O hanginizin daha güzel amel işleyeceğini sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır.” (Mülk, 67/2)

Bu ayet bize sınavların yalnızca sınıf kapılarından ibaret olmadığını sınavın hayatın her anında sürdüğünü göstermektedir. Üniversiteye giriş sınavı gençlerimiz için önemli bir dönemeçtir, bunun yanında insanın değerini belirleyen tek ölçüt değildir. Çünkü Allah katında üstünlük, diplomanın derecesiyle olmayıp takva ile ölçülmektedir. “Şüphesiz Allah katında en üstün o ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202508/image_750x_68acd258f2157.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 00:15:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Sınav, Sonuçları, Hayat, Yolculuğu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Hocalık ve Talebeliğin Adabı</title>
<link>https://kabe.com.tr/hocalik-ve-talebeligin-adabi</link>
<guid>https://kabe.com.tr/hocalik-ve-talebeligin-adabi</guid>
<description><![CDATA[ Yeni bir eğitim ve öğretim yılına girerken şu vazifelerin bilinmesi son derece önem arz etmektedir.

Talebenin Vazifeleri

1. Kalbini çirkin ve rezil sıfatlardan temizlemek. Zira ilim, kalbin ibadeti, namazın sırrı ve batını Allah’a yaklaştıran bir sıfattır. Nasıl ki azaların vazifesi olan namaz ancak zahirî necaset ve taharetten temiz olmakla sahih ve caiz oluyorsa; batının ibadeti de kalbin ilimle tamir edilmesinden, necis sıfatlar ve kötü ahlaklardan uzaklaştırılmasından sonra caiz olabilir.

2. Dünya ile alakayı azaltıp aileden ve vatanından uzaklaşmak. Çünkü dünya ile fazla meşguliyet, insanı başka şeyleri yapmaktan alıkoyar. Fikirler başka sahalar üzerinde dağıldıkça, hakıkatların anlaşılması da o nispette zorlaşır. Bundan dolayı şöyle demişlerdir: “Sen kendini bütünüyle ilme vermedikçe ilim sana parçasını vermez.” Dağınık fikir, suyu bölünen bir dereye benzer; bir kısmını toprak içer, kalanı havaya karışır. Derken bahçeyi sulamaya yetişmez, kurur gider.

3. İlimle kibirl ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202508/image_750x_68accf4cde769.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 26 Aug 2025 00:02:04 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Hocalık, Talebeliğin, Adabı</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yakında Bilecekler!</title>
<link>https://kabe.com.tr/yakinda-bilecekler</link>
<guid>https://kabe.com.tr/yakinda-bilecekler</guid>
<description><![CDATA[ Müslümanı insan olarak kabul etmiyorlar!

Biz hala çağdaşlık, demokrasi, insan hakları ve medeniyet masalları dinliyoruz.

Allah Mehmet Akif’e rahmet etsin, &quot;Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar&quot; dediği günden beri en küçük bir gelişme olmadı küfür cephesinde. Hayatın ebedi olduğuna inanan insanlarız.

Şehitlerimizin de Müslüman olarak ölenlerimizin de cennette afiyetle yaşayacağını biliyoruz elhamdülillah.

Biz öldükçe çoğalacağız, onlar öldürdükçe tükenecekler. Bugün çaresiz hissediyor olabiliriz kendimizi! Yarın ne olacağını sadece Allah bilir!

&quot;Onları bırak; yesinler, eğlensinler ve boş ümit onları oyalayadursun! Yakında bilecekler! Helak ettiğimiz hiçbir şehir yoktur ki hakkında (bizce) bilinen (belirlenmiş) bir yasa olmasın. Hiçbir ümmet, ecelinin önüne geçemez ve onu geciktiremez.&quot; (Hicr,3-5)

&quot;Rabbim isterse sular büklüm büklüm burulur&quot; der şair.

Biz O&#039;na yönelmeye, dua etmeye ve ümitle beklemeye devam ediyoruz. ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202504/image_750x_67f4f3097c0ff.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Tue, 08 Apr 2025 12:57:29 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Yakında, Bilecekler</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Hac Organizasyonunun İsimsiz Kahramanları</title>
<link>https://kabe.com.tr/hac-organizasyonunun-isimsiz-kahramanlari</link>
<guid>https://kabe.com.tr/hac-organizasyonunun-isimsiz-kahramanlari</guid>
<description><![CDATA[ Ülkemizden de Diyanet İşleri Başkanlığı’nın önderliğinde, binlerce Türk vatandaşı, büyük bir özlemle, dillerinde telbiye ve dualarla düşer Kâbe yollarına.

Bu mübarek yolculukta, hacı adaylarının güven içinde, sağlık ve huzurla ibadetlerini yerine getirebilmeleri için, Diyanet İşleri Başkanlığı büyük bir titizlikle hizmet sunar. Konaklamadan yemeğe, ulaşımdan sağlığa, Fetva ve irşada kadar sunduğu tüm hizmet alanlarının en ince ayrıntıları düşünülerek, kutsal görevin ifası kolaylaştırılmaya çalışılır.

Hazreti Peygamberin hatıralarıyla dolu bu bereketli yolculukta hacı adaylarının hizmetini yürüten isimsiz kahramanlar vardır. Mavi yelekleriyle görürüz onları. Gece gündüz fark etmeksizin hacı adaylarının ihtiyaçlarını karşılamak için büyük bir özveriyle çalışırlar.

Kabe’yi tavaf ederken, o muazzam atmosferde ellerin semaya açıldığı, yakarışların göz yaşlarına karıştığı metaf alanında hacı adaylarına rehberlik ederler. Safa ve Merve arasında say yaparken Hacer annemizin yavrusu İs ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202502/image_750x_67b917159509e.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 03:15:17 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Hac, Organizasyonunun, İsimsiz, Kahramanları</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Ya Hep Ya Hiç Demeden</title>
<link>https://kabe.com.tr/ya-hep-ya-hic-demeden</link>
<guid>https://kabe.com.tr/ya-hep-ya-hic-demeden</guid>
<description><![CDATA[ Her insan iyilik de kötülük de yapabilme potansiyeli ile parlattığı ve seçtiği yönü hangisiyse o yönde varlık gösterir. Ancak bir insan topyekun ne iyi ne de kötüdür.

Hata ve kusurlar insan içindir ve insan yanılıp hataya düşebilir. Bir insanın işlediği hatasının şahidi olunmuşsa da tevbesine her zaman şahit olmak mümkün değildir. Asıl hata ise insanları eksik kaldığı yönlerinden vurup topyekun etiketleme illetidir. Bu toptancı fikir anlayışı, toplumun da rengini bulandıran depresif bir tavırdır. Fertlerde olabilecek bu durum toplumun kendisi için de geçerlidir. Bir toplum topyekun kötü ve iyi de olamaz. Kötüsüyle iyisiyle var olan toplumda iyiler iyiliğiyle imar derdinde, kötüler kötülüğüyle yıkım safındadır. Tamda burada iyi ve iyileştirici konumda olanların haklı gayretlerini, ümit kırıcı tavırlarla baltalamanın da iyi niyetli olduğunu söylemek mümkün değildir.

Boynun neden eğri diye sorulan devenin nerem doğru ki cevabından rol çalan bu tavır, her şeyi ve herkesi kötü görme e ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202502/image_750x_67b9171441bb9.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 03:15:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Hep, Hiç, Demeden</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Yüreklerden Yeryüzüne</title>
<link>https://kabe.com.tr/yureklerden-yeryuzune</link>
<guid>https://kabe.com.tr/yureklerden-yeryuzune</guid>
<description><![CDATA[ Kavramlar düşüncenin anlam haritalarıdır. Bir fikir ya da medeniyeti tanımak için onun kavramlarını bilmek gerekir. Aynı şekilde kavramlar düşüncenin hafızasıdır. Kavramlarını kaybedenler kimliklerini ve geleceklerini de kaybederler. Bir fikir veya inancın istismarı da kavramlarının tahrifiyle başlar. Bilgi çağının en büyük çıkmazlarından biri de cümle yığınları içinde hakikatin kaybolmasıdır. Kelime ve kavramların zeminini kaybetmesidir.

Fetih, İslam düşüncesi ve medeniyetinin en önemli kavramlarından biridir. Dahası bir ideali ve ruhu temsil eder. Bir gönül enginliğini ve yeryüzü vizyonunu ifade eder. Diğer yandan fetih, İslam tarihine ve düşüncesine yüzeysel ve ön yargılı yaklaşanların, üzerinde en fazla spekülasyon yaptıkları konulardan biridir.

Fetih, en açık ve yalın ifadesiyle açmak demektir. Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın isimlerinden biri de feth kökünden türeyen ve tüm boyutlarıyla fethin manasını en güçlü şekilde ifade eden “el-Fettah” ismidir. El-Fettah ismiyle Allah; iyi ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202502/image_750x_67b91714b6617.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 03:15:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Yüreklerden, Yeryüzüne</media:keywords>
</item>

<item>
<title>İki Yüzlü Düşman</title>
<link>https://kabe.com.tr/iki-yuzlu-dusman</link>
<guid>https://kabe.com.tr/iki-yuzlu-dusman</guid>
<description><![CDATA[ Kurt ve kuzu kardeşçe oyunlar oynayıp büyümektedirler. Aynı tastan süt içer, aynı yerde yatar, aynı yerde oyun oynar hulâsa bütün her şeyi beraber yaparlarmış. Dışardan bu manzarayı izleyen köylü, sevinerek artık kurt yavrusunun yavaş yavaş evcilleştiğini düşünür.

Bu şekilde günler birbirini kovalar, iki yavru da iyice büyümüştür artık. Yavaş yavaş kurdun dişleri ve tırnakları keskinleşir. Ara ara kuzuyla oyun oynarken tırnaklarıyla onu yaralar, oyun esnasında kuzuyu ısırır ve zaman zaman kuzunun vücudunda küçük yaralar acar. Ancak adam, kurdun evcilleştiğini ve kuzuyla kardeşçe oynadığını düşünür aksi bir şeyi aklına getirmek istemezmiş.

Günün birinde adam tarladan döner, kurt ile kuzunun ne yaptıklarını merak ederek ahıra yönelir. Bir de bakar ki kurdun ağzı, yüzü, gözü kana bulanmış, kuzuyu yere yatırmış onu parçalamaktadır. Böylelikle kurt fırsatı bulunca gerçek yüzünü ortaya koymuş, arkadaş bellediği kuzuyu öldürmüştür. Bu olaya son derece şaşırıp kızan adam, küreği kaptığı  ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202502/image_750x_67b917151ccb8.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 03:15:16 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>İki, Yüzlü, Düşman</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Hadi Biraz Oturalım, İmandan Konuşalım</title>
<link>https://kabe.com.tr/hadi-biraz-oturalim-imandan-konusalim</link>
<guid>https://kabe.com.tr/hadi-biraz-oturalim-imandan-konusalim</guid>
<description><![CDATA[ Eskiler buna tamirlemek, tamir etmek derlerdi. Tamir ömür kökünden gelir ve herhangi bir şeyin ömrünü uzatmak, kullanım süresini arttırmak demektir. Yani kendisinden istifade ettiğimiz bir şeyi tamir ettirdiğimizde onun ömrünü uzatır, ondan istifade süremizi uzatmış oluruz. Aksi takdirde yok olmaya mahkûm olacağı için istifade olanağımız da kalmaz.

İman da böyledir, zamanla iman da eskir ve yenilenme ihtiyacı duyar. Abdullah b. Amr’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Allah Resûlü (sas) şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz ki içinizdeki iman, tıpkı elbisenin eskidiği gibi eskir. O yüzden Allah’tan kalplerinizdeki imanı yenilemesini isteyin.” (Hâkim, Müstedrek, 1/45). Elbette Rabbimizden imanımızı yenilemesini isteyeceğiz. Ancak bir şeyi istemeden önce, istemeye yüzümüz olması adına kendi üzerimize düşeni yapmamız gerekir. Nisa sûresi 136. âyet-i kerimede yüce Rabbimiz bu hakikati şöyle ifade etmektedir: “Ey iman edenler! Allah’a, Peygamberine, Peygamberine indirdiği kitaba ve daha önce i ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202502/image_750x_67b91713376cc.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 03:15:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Hadi, Biraz, Oturalım, İmandan, Konuşalım</media:keywords>
</item>

<item>
<title>&amp;quot;Keşke&amp;quot; demek ne zaman fayda verir?</title>
<link>https://kabe.com.tr/keske-demek-ne-zaman-fayda-verir</link>
<guid>https://kabe.com.tr/keske-demek-ne-zaman-fayda-verir</guid>
<description><![CDATA[ Hikayeyi bir rüya üzerinden anlatıyor. İnsanın “keşke” demesinin ne zaman fayda verebileceğine dair çok güzel bir kurgu yapmış. Bulursanız mutlaka okuyun. Genç kardeşlerime özellikle tavsiye etmiş olayım acizane…

Ölüm anındaki pişmanlık insana fayda vermez. &quot;Keşke şöyle olsaydı,&quot; &quot;Keşke böyle yapsaydım,&quot; demenin bir karşılığı yoktu.

Mahşer meydanında da bir karşılığı olmayacak. Mahşer meydanında insanlar, yaptıklarının ve yapması gerekirken yapmadıklarının hesabını vermek üzere toplanacaklar.

O gün, kişi dünyadayken yapıp ettiklerine, dünyadan ahirete gönderdiklerine, işlediği amellere, yaşamış olduğu hayata bakacak ve iman etmeden ölen kimse “Keşke toprak olsaydım, diyecek. Ama o pişmanlık artık hiçbir fayda vermeyecek. Her şey bitmiş, geçti artık.

Bunu korkutmak için söylemiyorum. Allah mekanını cennet eylesin, Gönenli Mehmet Efendi yaşlılık çağında bile haftada otuz beş yerde vaaz verirmiş. Günde beş yerde, her namazda farklı bir camiye gidermiş. Allah o güzel insanlara  ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202502/image_750x_67b91713bca52.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 03:15:15 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Keşke, demek, zaman, fayda, verir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Camilerin Hanım Cemaati</title>
<link>https://kabe.com.tr/camilerin-hanim-cemaati</link>
<guid>https://kabe.com.tr/camilerin-hanim-cemaati</guid>
<description><![CDATA[ Hanımlar, camilerin vazgeçilmezidir. Yetişkinlerin cami, cemaat ve namaz alışkanlığında annelerinin onları camiye getirmesi önemli bir yer tutar. Hz. Peygamber’in (sas) mescidinde hanımlar, mihrabı, minberi, imam-hatibi ve cemaati görebilecek şekilde caminin arka safından itibaren yerlerini alırlardı. Bu özelliklere sahip camilerimiz, Allah Resûlü’nün mescidine en çok benzeyenlerdir.

Hz. Peygamber, aydınlatmaların olmadığı bir dönemde hanımların gece namazlarına dahi gelmesine engel olunmamasını emretmiştir. Gecenin bir vakti, karanlıkta, vasıtasız, hanımların camiye gelebileceği bir mahalle, bugün hayalimizde bile canlanmıyor olabilir. O da ayrı bir yaramız.

Bu yazıda hanımların camideki yeri ve önemi üzerine çok durmayacağım. Nirengi noktası, hanımların cemaat adabı üzerine bazı tespit ve tavsiyelerden ibaret. Ülkemizde hanımların cami alışkanlığının geçmişi çok geriye gitmiyor. Ayrıca hanımların, genellikle caminin ana bölümünü görememesi sebebiyle cemaat adabı konusunda bazı  ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202502/image_750x_67b9171236f68.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 03:15:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Camilerin, Hanım, Cemaati</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Hayata Dair&amp; Bir Sonsuzluk Yolculuğu</title>
<link>https://kabe.com.tr/hayata-dair-bir-sonsuzluk-yolculugu</link>
<guid>https://kabe.com.tr/hayata-dair-bir-sonsuzluk-yolculugu</guid>
<description><![CDATA[ “O söylüyorsa doğrudur!”  

“Ama dediği şey imkânsız!”

“İmkânsız olan ne?”

“Senin arkadaşın bir gecede Kudüs’e gittiğini, oradan da daha nice yerlere ulaşarak bizlere müjdeler getirdiğini söylüyor.”

Gülüşmeler…

“O söylüyorsa doğrudur!” 

“……”

İnsanların bir başkasına güvenmekte zorlandıkları bir zamanda birbirine çok güvenen iki dost vardı. Bir gün herkes uykuya daldığında o güzel dostlardan biri sanki rüya gibi bir yolculuğa çıkarılmıştı. Bu yolculuk aslında bir gecede bitmeyecek kadar uzun, uyanmak istenilmeyecek bir rüya gibi etkileyici ama bir o kadar da gerçekti.

Mekke’den, Kabe’nin bulunduğu yerden başlamıştı mübarek yolculuk. Kudüs’e, Mescid-i Aksa’ya kadar uzanmıştı. Yüce Yaratıcının o güzel Allah dostuna nasip ettiği daha birçok maneviyata şahitlik etmişti gecenin bir kısmındaki bu kutlu yolculuk. Evet, Allah’ın sevgili Peygamberine verdiği muhteşem bir ikramdı. Döndüğünde yatağının sıcaklığı bile kaybolmamıştı.

İnsan aklının anlamakta zorlanacağı bir  ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202502/image_750x_67b91712b3797.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 03:15:14 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Hayata, Dair-, Bir, Sonsuzluk, Yolculuğu</media:keywords>
</item>

<item>
<title>6 Şubat Depremi ve Diyanet</title>
<link>https://kabe.com.tr/6-subat-depremi-ve-diyanet</link>
<guid>https://kabe.com.tr/6-subat-depremi-ve-diyanet</guid>
<description><![CDATA[ Asrın felaketinin hemen ardından Diyanet İşleri Başkanlığımız görevlendirmesiyle deprem bölgesinde bulunduğumuz süre zarfında hasbihal ettiğimiz ve irtibat/iletişim kurduğumuz vatandaşlarımızın, maruz kaldıkları onca acı ve hüzne rağmen, son derece mütevekkil bir duruşa sahip olduklarına şahitlik ettik.  Aynı zamanda vefakâr ve kadirşinas olduklarına da…

Sosyal Devlet, Mütevekkil ve Kadirşinas Millet

Nitekim Milletimizin, her zaman olduğu gibi bu felaket ortamında da; Devletimizin, tüm imkânlarını kullanarak kendi yanlarında olduğunun bilincinde olduğunu gördük. Buna mukabil Devletimizin de, tüm kurum ve kuruluşlarıyla, tüm ilgili ve yetkilileriyle ilk andan itibaren deprem bölgesinde bulunduğunu da yakından müşahede ettik. Zaten deprem ile büyük bir acı ve travma yaşamış, zorluk ve meşakkat içinde olan vatandaşlarımıza; dünya tarihinin en ağır, neticeleri itibarıyla da son derece olumsuz etkilerinin hissedildiği bir felaketin neden olduğu ortamda, sahip olduğu tüm olanakları Mil ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202502/image_750x_67b91711af1d1.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 03:15:13 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Şubat, Depremi, Diyanet</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bir Ezanla Bir Salâ Arası: Ömür</title>
<link>https://kabe.com.tr/bir-ezanla-bir-sala-arasi-omur</link>
<guid>https://kabe.com.tr/bir-ezanla-bir-sala-arasi-omur</guid>
<description><![CDATA[ &quot;Bu son yolculuğum için gerekli hazırlıkları yapayım&quot; dahi diyemeden. Kim bilir belki de eşimiz, dostumuz ve sevdiklerimizle helalleşemeden. Zira Rabbimizin kapımızı ansızın çalacak bir hükmüdür ecel. Ne bir saniye öne çekilir ne ertelenir. Ne de herhangi birimizi görmezden gelir ölüm.

Rabbimizin dünya imtihanında bizler için takdir ettiği kısa zaman dilimine ömür diyoruz. Ömür, mamur edilmesi, ebedi kazanca dönüştürülmesi gereken hayatı ifade eder. İyilik ve güzelliklerle geçirilmiş bir hayattır ömür. İnsani ve ahlaki erdemlerle tezyin edilmiş bir hayattır ömür.  Eğer fani dünya hayatı, emanet ve sorumluluk bilinciyle Allah’a iman ve salih amellerle tezyin edilmişse mamur edilmiş demektir. Eğer bu kısacık hayat, emanet ve sorumluluk bilinciyle Allah’ın razı olacağı şekilde yaşanmışsa bereketlenmiş demektir.

 Zamanın yegane sahibi Yüce Rabbimizdir. Her bir anımızı bizlere emanet olarak lütfeden O’dur. Ve Rabbimizin katında asıl önemli olan, zamanı nasıl geçirdiğimizdir. Sayılı ne ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202502/image_750x_67b9171030d0f.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 03:15:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Bir, Ezanla, Bir, Salâ, Arası:, Ömür</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Sadaka, Müslümanlığı Ölçen Terazidir</title>
<link>https://kabe.com.tr/sadaka-muslumanligi-olcen-terazidir</link>
<guid>https://kabe.com.tr/sadaka-muslumanligi-olcen-terazidir</guid>
<description><![CDATA[ Sadaka, mali bir ibadet olmanın yanısıra, içerdiği anlam itibariyle sadakat, doğruluk, samimiyet ve gönül kazanmaya yarayan bütün güzel davranışlardır.

Hz. Muhammed (sas);

&quot;Her Müslümanın sadaka vermesi gerekir.” buyurdu. Bunu duyanlar bir an için şaşırdılar. Çünkü aralarında zengin olmadıkları için mal ile sadaka veremeyenler de vardı. Hemen sordular: &quot;Sadaka verecek mal bulamayana ne dersin?&quot;

Allah Resûlü, &quot;Eliyle emek verir çalışır. Hem kendisi faydalanır, hem de sadaka verir.&quot; buyurdu.

Sahabe tekrar, &quot;Ya buna gücü yetmezse ne dersin?&quot; diye sordular.

Peygamber, “İhtiyaç sahibi, darda kalmış ve mazlum kimselere yardımcı olur.” dedi.

 Sahabe tekrar; “Ya buna gücü yetmezse ne dersin?” diye sorunca Resûlullah;

İyiliği veya hayrı ister.

Bunu da yapmazsa ne dersin?” diye dördüncü kez sorunca, “Kötülükten uzak durur. Bu da bir sadakadır.” buyurdular. (Müslim, Zekât, 55)

Hz. Muhammed başka hadislerde;

&quot;Güneşin doğduğu her gün, insanın bütün eklemleri için sadak ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202502/image_750x_67b91710ab488.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 03:15:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Sadaka, Müslümanlığı, Ölçen, Terazidir</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Depremin Yıldönümü</title>
<link>https://kabe.com.tr/depremin-yildoenumu</link>
<guid>https://kabe.com.tr/depremin-yildoenumu</guid>
<description><![CDATA[ Olayları okumak ve yorumlamak önemlidir. 6 Şubat 2023 günü yani iki yıl önce ülke olarak büyük bir imtihan ile karşı karşıya kaldık. Başta şunu ifade edelim ki, Rabbim vefat eden bütün kardeşlerimize rahmet eylesin.

Fert veya toplum olarak karşılaştığımız olaylar öncelikle bir imtihandır. Âkil-bâliğ olduktan sonra her sözümüz ve eylemimizden sorumluyuz. Hastalık, kaza, yangın ve depremler de öncelikle birer imtihandır. Sonrasında hepimiz üzerinde düşünmeli ve dersler çıkarmalıyız. Ve olayın ilk anı veya ilk zamanları önemlidir. Efendimiz(sa)’ in uyarısı ile sabır, ilk çarpmadadır ( Buhârî, Cenâiz,31). Yaşanılan olay sonrası toparlanma, zorda olanların yardımına koşma ve hayatı normal akışına döndürme yaşanan her imtihan sonrası önemli adımlardır. İşin bu yönü bizim toplum olarak yetişmişliğimiz, metanetimiz ve hazırlığımızı ortaya koyan hususlardır.

Deprem sonrası hiç şüphe yok ki ilk yapılacak iş enkaz altında sağ olanlara ulaşmak idi. Biz planlama gereği Adıyaman’a ulaşmak için ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202502/image_750x_67b9171137deb.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 03:15:12 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Depremin, Yıldönümü</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Esmâ&amp;İ Hüsnâ İle Değerlerin İnşası/ Er&amp;Rahim (cc)</title>
<link>https://kabe.com.tr/esma-i-husna-ile-degerlerin-insasi-er-rahim-cc</link>
<guid>https://kabe.com.tr/esma-i-husna-ile-degerlerin-insasi-er-rahim-cc</guid>
<description><![CDATA[ اَلرَّحِيمُ

• Çok merhamet eden

• İnananlara ve salih kullara büyük ve ebedi nimetler veren

ER-RAHÎM İSMİ HAYATA NASIL YANSIR?

Rahim isminin manasını layıkıyla anlayan bir kulun gönlüne ümitsizlik girmez. Sıkıntılarından er yada geç selamete çıkarılacağını bilir.

İnsanların üzüntülerine kayıtsız kalmaz. Mü&#039;min kardeşinin derdiyle dertlenir.

Yaptığı iyiliklerden dolayı gurura ve kibre kapılmaz. Hayrı ulaştırmada sadece bir vesile olduğunu bilir. Çevresine faydalı olmayı nasip ettiği için Rabbine şükreder.

İnsanlara faydalı olmaya çalışırken karşılaştığı bazı zorluklar nedeniyle iyilik yapmaktan hemen vazgeçmez.

Yardım etme imkânı bulamadığı durumlarda derdi, sıkıntısı olanlara yaşadıkları zorlu süreçten kurtulmaları için dua eder.

Bu ism-i şerifin izlerini karakterine yansıtabilen bir kul merhametle adaletin dengesini kurabilen kişidir. Kalbindeki merhamet duygusu onun adaletten ayrılmasına neden olmaz.

UNUTMAYALIM

Rahman ve Rahîm isimleri dünyada merham ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202502/image_750x_67b9170f3a3c7.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 03:15:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Esmâ-İ, Hüsnâ, İle, Değerlerin, İnşası, Er-Rahim, cc</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Peygamberin Gözyaşları</title>
<link>https://kabe.com.tr/peygamberin-goezyaslari</link>
<guid>https://kabe.com.tr/peygamberin-goezyaslari</guid>
<description><![CDATA[ Bera bin Azip anlatıyor: &quot;Bir gün Resulullah (sas) ile Medine&#039;nin huzur dolu sokaklarında dolaşıyorduk. Gözlerimiz bir boş arazide kalabalık bir grup gördü. Resulullah (sas), &#039;Kim bu insanlar, ne yapıyorlar burada?&#039; diye sordu. &#039;Ya Resulullah! Bir cenazemiz var, o cenazenin mezarı kazılıyor.&#039; dediler.

Bera bin Azip diyor ki, &#039;Peygamberimiz öyle bir hızla harekete geçti ki, biz geride kaldık. Koşarak mezarın kazıldığı yere gitti, mezarın kazıldığı yere vardığında yere çömeldi&#039;. Ben de onun düşüncelerini anlamak için tam karşısına geçtim. Orada birkaç kişi, derin hüznün sembolü olan mezarı kazıyordu. Resulullah (sas) dizlerinin üzerine çömelmiş, gözleriyle mezarın kazılışını seyrediyordu. O esnada tefekküre dalıp, düşünmeye başladı ve mezar kazılana dek hüngür hüngür ağladı. O kadar çok ağladı ki, mübarek gözlerinden damlayan yaşlar, yere düşüp toprağı ıslatarak küçük bir gölcük oluşturdu orada.&quot;

Sonra mezar kazıldı, cenazeyi getirin dendi. Peygamberimiz ağır ağır ayağa kalktı ve m ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202502/image_750x_67b9170fb2bd7.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 03:15:11 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Peygamberin, Gözyaşları</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Berî Olmak/Berâta Ermek</title>
<link>https://kabe.com.tr/beri-olmakberata-ermek</link>
<guid>https://kabe.com.tr/beri-olmakberata-ermek</guid>
<description><![CDATA[ Kurtuluş, af ve arınma anlamlarına gelir “Berat” kelimesi. “Berî olmak” ise uzak kalmak, uzaklaşmak demektir. Necata ulaşmak, affa mazhar olmak, manen temizlenmek için bazı eylem ve söylemlerden uzak durmak, çeşitli söz ve kavramlara yaklaşmamak gerekir.

Öyleyse;

Her türlü şirkten berî olup, tevhid inancını yerleştirmek icap eder. Zira, “...Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür.” (Lokman, 31/13.) ilahi beyanıyla şirk, Allah’ın kulları üzerindeki hakkı ihlaldir. Tevhid ise “Allah’tan başka ilâh olmadığına ve benim Allah’ın Rasûlü olduğuma şehâdet edip buna kalbiyle kesin bir şekilde inanarak ölen herkesi Allah mağfiret eder.” (İbn Mâce, Edeb, 54) müjdesi ile imanın temelidir.

Batıldan berî olup, hakka tâbi olmak icap eder. Zira  “...Hak geldi, batıl yok oldu...” (İsrâ, 17/81.) fermanıyla hakkın yanında durur, hakkı savunur, hak ile vakit geçirilirse, her türlü batıl iş ve işlem sona erer, biter ve yok olur. Hakkın varlığı bâki iken, batıl yok olmaya ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202502/image_750x_67b9170eb3351.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 03:15:10 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Berî, OlmakBerâta, Ermek</media:keywords>
</item>

<item>
<title>Bir Hadis Bir Kudüs – Fidan</title>
<link>https://kabe.com.tr/bir-hadis-bir-kudus-fidan</link>
<guid>https://kabe.com.tr/bir-hadis-bir-kudus-fidan</guid>
<description><![CDATA[ Fidan umuttur. Geleceğe dair bir eylem ve iyiliği yeşerten bir inançtır. Ağacın tohumla ve fidanla başlayan yolculuğu, hayata nice anlamlar kattığı yıllar boyunca sürer gider. Hatta asırlık ağaçlar vardır, insanlarla konuşmaya devam eder. İstikrarın, sabrın ve güvenin sembolü olan gövdesi toprağa kök salarken, dalları taze yaprakların neşesiyle gökyüzüne uzanır.

Çevreye ve yeşile dair birçok sözü vardır Peygamberimizin. Çöl ikliminin hüküm sürdüğü bir coğrafyada yaşamış olmasından da kaynaklanan hassasiyetleri vardır. Arabistan’ın kavurucu sıcağında gölgeye öyle çok ihtiyaç duyulur ki Peygamberimiz, bodur ağaçların ve çalılıkların bile kesilmesini istemez. Dokunulmaz kıldığı “harem” bölgede mümkün olduğunca şehrin yeşillenmesi için emek verir.

Aslında okuduğumuz bu hadis de ilk bakışta bir yeşillendirme çalışmasının, ağaç dikme kampanyasının mottosu gibidir. Zaten ashab-ı kiram da bu şekilde anlamış, nebevi teşviklerden etkilenerek ağaç dikmiştir. Söz gelimi kendisini ağaç dikerk ]]></description>
<enclosure url="http://kabe.com.tr/uploads/images/202502/image_750x_67b9170e37ab1.jpg" length="25115" type="image/jpeg"/>
<pubDate>Sat, 22 Feb 2025 03:15:09 +0300</pubDate>
<dc:creator>Kabe</dc:creator>
<media:keywords>Bir, Hadis, Bir, Kudüs, –, Fidan</media:keywords>
</item>

</channel>
</rss>