Gıybet, hem olumsuz duygular hem de gafletle ortaya çıkan, birinin kusurlarını veya hoşlanmayacağı özelliklerini arkasından konuşma eylemidir. Dini açıdan kesinlikle yasaklanmış bu davranış, bireylerin onurunu ve haysiyetini zedelemektedir.
İnsanın bazen olumsuz duygularla, bazen de gafletin getirdiği bir içgüdüyle başkasının arkasından konuşma eğilimi, 'gıybet' olarak adlandırılır. Bir kişinin kusurlarını dile getirerek veya onu hoşlanmayacağı şekilde anarak yapılan bu eylem, dilin en yıkıcı kullanımlarından biridir.
Gıybet, yalnızca fiziksel kusurlarla sınırlı kalmaz. Kişinin ailesi, soyu, ırkı, karakteri, ahlakı veya dini inançları hakkında da yapılabilir. Ayrıca, bir kişiyi öfkelendirecek, onurunu ve gururunu incitecek lakaplar takmak da gıybetin bir başka boyutudur.
Gıybetin en yaygın şekli sözlü olsa da, el hareketleri, mimikler, kaş-göz işaretleri, hatta göz kırpmalarıyla bile gerçekleştirilebilir. Eğlence veya mizah amacıyla yapılan taklitler bile, eğer kişiyi küçük düşürüyorsa gıybete girer.
İnsanları aşağılayan, küçümseyen ve şeref ile haysiyetlerini yaralayan bu tür davranışlar, İslam dininde kesin bir dille yasaklanmıştır. Yaratan'ın en şerefli mahluku olarak gördüğü insana karşı bu tür muameleler kabul edilemez. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulur: "Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz?" (Saff, 61/2).
Bir Müslümanın malı ve canı gibi, ırz ve namusu da dokunulmazdır. Gıybet, işte bu dokunulmazlığa yönelik ciddi bir ihlaldir ve toplumsal huzuru bozmanın yanı sıra bireyler arasında güveni de sarsar.